Asallar’a katılması arkadaşı sayesinde olmuştu. Küçüklüğünden beri büyüye meraklıydı. Bulabildiği her kitabı okumuş, öğrendiği her şeyi gerçekleştirmeye çalışmıştı. Tesadüfen bir kafede tanıştığı Dilek hayatı boyunca olmak istediği yerin kapasını ona açmıştı. Başlarda tam olarak neyin içinde olduğunu anlamasa da Asallar uzaktan uzağa onu takip etmiş, her atladığı basamakta yeni bir kapıyı açmışlardı. Alper’in ele geçirilmesi ile ilgili plan anlatıldığında düşünmeden kabul etmişti. Bu son basamak olacaktı. Büyücülüğün gerçek ilmini tam olarak öğrenebilecekti. Bu nedenle ona söylenen ne varsa eksiksiz yerinde getirmişti. Ancak son ayin yapılana kadar Alper’e ne olacağına dair en küçük fikri yoktu. Bunu sormak aklına bile gelmemişti. İşin kötüsü sorsa cevap alabilir miydi, muamma.
Her şey bittiğinde Alper’i öldürmüşlerdi. Son bir kez ona bakmak için odaya girdi. Tanıştıkları günün sabahından itibaren yaşadığı ikilem basitti aslında. Büyücü olmak veya aşık olmamak için mücadele etmek. Hep birinci tarafta kalmaya çalışmıştı. Varmak istediği amaç birine aşık olmaktan, pembe panjurlu ev hayali kurmaktan ötedeydi. Sadece hedefine odaklandı. Şimdi karşısında duran cesede bakarken kalbinde açılan devasa deliği fark ediyordu. Kocaman bir boşluk. Her şeyi ve herkesi yutup yok edebilecek kadar büyük hem de. Çocukluğundan beri hayal ettiği yerdeydi ama ne pahasına.
“Artık bir katilsin” diye mırıldandı, “Hem de sevdiğin adamın katili”
Alper’in yanından ayrılırken inandığı ne varsa yerle bir olmuştu. Keşke en başında olacakları görebilseydi ama artık çok geçti. Uzunca bir süre intihar etmeyi düşündü. Bunu kendisinin yapmasına bile gerek yoktu. Asallar’dan ayrılacağını söylerse onu muhakkak öldürürlerdi. Ancak bunun kimseye faydası olmayacaktı. Alper’in yanından ayrılırken kendine verdiği sözü tutmak zorundaydı. Her ne pahasına olursa olsun onun intikamını alacaktı. İçindeki suçluluk duygusunun başka bir çözümü yoktu. Feyza’nın önünde tek bir seçenek vardı artık. Asallar’ın içinde kalmak. O kadar ileri gitmişti ki buradan geri dönmesi olanaksızdı. Ona tüm kapılar ve sırlar açılmış, hatta bir kurban ayinine katılması için müsaade edilmişti.
Hiç kimsenin çalışmadığı kadar çalışmaya ve verilen bütün çirkin işleri kusursuz derecede yapmaya başladı. Bir sürü kitap okudu, kimsenin göze alamadığı tehlikeli büyüler üzerinde çalışmaya başladı. Haftalar, aylar ve yıllar hızla akıp giderken Asallar’ın içinde giderek yükseldi. Artık bilgelerden biri olarak kabul ediliyordu. Cinayetin üzerinden geçen üçüncü yılda eski kitaplardan birini okurken süper güçlerin sadece insanlardan değil onları büyüyle ele geçirenlerden de elde edilebileceğini okudu. Aradığı cevap buydu işte. Gücü masumlardan değil onları öldürenlerden ele geçirecekti. Fakat bunun nasıl yapılacağını öğrenmesi gerekiyordu. Yasaklı büyülerden bahseden eserlerin adını duymuştu ama onlara ulaşmak kolay olmayacaktı. Asallar içindeki bilgelerden biri olarak tüm kütüphaneleri ve özel koleksiyonlardaki eserleri teker teker gözden geçirmeye başladı. Bazı koleksiyon sahipleri eserleri göstermeye hevesli olmasa da aracılar vasıtası ile onlara ulaşabildi. Zaman alıcı ve uğraştırıcı bir süreçti. Ancak ulaşmak istediği amaç için değerdi.