Adada

Bugün yirmi ikinci yıl. Yola çıkarken aklımın köşesinden geçmeyen bir menzile varmamın yirmi ikinci yılı. Sabah kalktığımda niyetim başkaydı ama şu an yine beklemediğim bir noktadayım. Ayağım muhtemelen üç yerden kırıldı. Eve zar zor gelebildim. Aklımda kaldığı şekilde iki odun arasına alıp sıkıca sardım ama pek işe yaradığını sanmıyorum. Bakınca eğri durduğu bariz şekilde görülüyor ve ağrı her saniye giderek artıyor. Nasıl idare edeceğimi bilmiyorum. Gelecek günler pek aydınlık görünmüyor. Her neyse artık, daima yaptığım gibi elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. Yıllardır bu kağıda ne yazacağımı düşünüp durdum. Kazadan sonra, denizden toplayabildiğim eşyalar arasından çıkan çantanın içindeki tek kağıt ve yanındaki pahalı kalem. Komik değil mi? Yanınıza çanta alıyorsunuz ve içinde tek bir kağıtla kalem koyuyorsunuz.

Yıllar ne kadar çabuk geçti. Yirmi iki yıl boyunca buradan kurtulmanın hayalini kurdum. Güzel hayatıma geri dönmenin hayali. İleri doğru gitmemi sağlayan en önemli şey buydu. Barınağım eve, yaşadığım ada vatanım olmaya başladı. Geçen günler içinde asla fark etmedim. Sabah kalktığımda tek yapmak istediğim denizdeki tuzakları toplayıp uyumaya devam etmekti. Uzun yoldan gitmeliydim ama üşendim. Kayalıkların arasındaki yol çok daha kısa. Dikkatli olmalıydım… neyse, böyle şeyleri düşünmek için artık çok geç.

Beni asıl derinden etkileyen şey, buradaki hayatımın ne kadar güzel olduğunu yeni fark etmiş olmam. Onca yıl içinde tek bir kez fark etmedim. Günlük işler ve geri dönme hayali ile geçip gitti zaman. Yanlış anlamayın, geri dönmek istiyorum elbette ama yaşadığım güzel günleri fark etmeme engel olan şey de tam olarak buydu. Böyle bir şeyi ayağımı kırmadan önce fark etmek isterdim. Fakat çok geç.

Burada büyük bir sırra ya da bilgiye ulaşmadım. Kimseye öğüt vermeye niyetimde yok. Sadece hissettiğim şeyi anlatmak istedim. Fazla yerim kalmadı. Bir gün birileriniz yazdıklarımı okur mu, onu bile bilmiyorum. Eğer bu yazıyı okuyan birileri olursa beni ansınlar. Yirmi iki yıl boyunca bu adada tek başıma hayatta kalmayı başardım. Başardığım şeyi yeni fark etmiş olmam haricinde hiçbir problem yok. Geride kimseyi bırakmadım. Rahatlatıcı bir his. Tuhaf gelebilir ama bu şartlar altında öyle. Bacağım çok ağrıyor ve kendimi fazlasıyla yorgun hissediyorum. Hepsi bu kadar, anlatacağım bir dolu şey olsa da yazacak yerim kalmadı.

Umarım birileri bunu bulup okur… Hepsi bu kadar.

Hoşça kalın…

Önceki yazı

Sanat III

Sonraki yazı

Sanat IV

Yorum yap

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir